Tamamlayıcı beslenme

Tamamlayıcı beslenme (ek gıda)

Doğumla başlayan ve iki yaşa kadar devam eden yaşam dönemi, büyümenin çok hızlı oluşuna bağlı olarak makro ve mikro besin ihtiyacının yüksek olduğu, beyin gelişiminin %90’nının tamamlandığı ve bağırsak mikrobiyatasının geliştiği çok kritik bir dönemdir. Bu dönemdeki beslenme sadece ideal büyüme yönüyle değil, hem bebek hem de erişkin dönem sağlığının belirleyicisi olması yönüyle de önemlidir.

İlk altı ayda tek başına anne sütü ile beslenen bebeğin ayına göre verilecek yeni besinlerin miktarı, içeriği ve cinsi ileri yaşlarda oluşabilecek diyabet, şişmanlık ve hipertansiyon gibi hastalıklara zemin hazırlayabileceği gibi benzer hastalıklardan korunmada da önemli bir rol oynayabilir.

İlk altı ay sonrası tek başına anne sütünün bebeğin besin ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Tek başına anne sütünü artık yetmedi bu dönemde besinsel gereksinimleri karşılamak için anne sütüyle birlikte anne sütü dışındaki gıdaların verilmesine tamamlayıcı beslenme adı verilmektedir.

Sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme uygulamasında beş şartın yerine getirilmesi gereklidir:

  1. Zamanında
  2. Kaliteli
  3. Yeterli
  4. Güvenli
  5. Keyifli beslenme

Tamamlayıcı beslenme başlama yaşı nedir? Ek gıda ne zaman başlanır?

Tamamlayıcı besinlere uygun başlama zamanı altı ay civarında olmalıdır.Tamamlayıcı besinler normal doğumla doğan bebeklerde beşinci ayda, sezeryanla doğan bebeklerde altıncı ayda başlanmalıdır. Dördüncü aydan önce kesinlikle başlanmamalıdır. Diğer yandan yedinci ay sonrasına da bırakılmamalıdır. Tamamlayıcı beslenmenin başlangıcının en erken dördüncü ayda olması bazı fizyolojik gerçeklere dayanmaktadır.

  1. Gastrointestinal sistem ve böbreklerin olgunlaşması gereklidir: Dört aydan küçük bebeklerde nişasta ve protein sindirimi yeterli değildir. İnce bağırsaklardaki sıkı bağlantıların güçlü olmaması nedeni ile proteinlerin parçalanmadan sistemik dolaşıma geçtiği için alerji ve ileride ortaya çıkabilecek otoimmün hastalık riskini arttıracağı düşünülmektedir. Küçük bebeklerde böbreklerden protein son ürünleri ve mineral atılımıda güçtür. Bu nedenle küçük bebeklerde gıdanın ozmolar yükü yani böreğe getirdiği yük çok önem taşımaktadır. Anne sütü, ozmolaritesi yani böbrek yükü açısından ideal aralıkta olan bir besindir. Oysa tamamlayıcı gıdalarda ozmolarite yüksektir.
  2. Nörolojik Gelişimin Önemi: Bebeklerin nörolojik gelişim basamağı en erken dördüncü ayda, tercihen altıncı ayda tamamlayıcı beslenmeye uygun hale gelir. Bir çok bebek altı ay civarında destekli oturur ve en önemlisi üst dudağı ile kaşıktan mamayı bu ayda sıyırmaya başlar. Tamamlayıcı beslenme kaşıkla yapılmalıdır ve altı ay civarındaki bir bebek kaşıkla beslenmeye uygun olgunluğa erişmiştir. Dik oturtulabilen bu bebeklerde oral motor aktivitenin de yeterli olması nedeniyle katı besinleri alma sırasında aspirasyon riski yani akciğerlere kaçma riski azalmaktadır. Püre halindeki gıdayı boğazın arka kısımına iletme ve gıdayı geri çıkarabilmek refleksi yani öğürerek dışarıya atma refleksi gibi motor yetenekler 4-6 ay arasında kazanılmaktadır.
  3. Besinsel gereksinim:Anne sütünün altıncı aydan sonra tek başına besinsel gereksinimleri karşılayamayacağı düşünülmektedir. Hem enerji açığının kapatılması için hem de mikro besin eksikliğinin önlenmesi için tamamlayıcı beslenmeye ihtiyaç vardır. Ancak tamamlayıcı beslenme uygulaması esnasında anne sütünün devamlılığını sağlamak çok önemlidir. Tamamlayıcı beslenmenin kontrolsüz artırılması anne sütü miktarını azaltır. Anne sütü, tamamlayıcı beslenmeye rağmen ilk 6-8 aylık bir bebeğin enerji gereksiniminin yaklaşık %65-%70 ini, 9-11 aylık bebeğin %50-%55 ini ve 12-23 aylık bebeğin %35-%40 ını sağlar. Ek gıdaya başlamanın altıncı aydan sonraya bırakılması; yetersiz enerji alınmasına, demir eksikliğine, oral motor fonksiyonlarda gecikmeye ve gıda reddi gibi problemlere yol açabilmektedir. Erken başlama gibi, geç tamamlayıcı beslenme de tip 1 diyabet ve Çölyak hastalığı riskinde artışa yol açmaktadır.

Tamamlayıcı beslenmede kullanılacak kaliteli besinler ve çeşitlilik kavramı

Bebeklerde mide kapasitesi doğumda yaklaşık 30 ml yani iki yemek kaşığı, altıncı ayda 180 ml yani bir çay fincanı, bir yaşta 240 ml yani bir su bardağı, erişkinde ise 960 ml yani bir sürahi kadardır.
Genel olarak miğde hacmi kilogram başına 30 ml olarak kabul edilmektedir.
Erişkin bir insana kıyasla bu kadar küçük olan kapasitenin çok verimli kullanılması, yüksek enerjisi olan, yeterli protein ve mikro besin içerikli besinlerin bebeğe verilmesi gereklidir. Bu besinlerin kolay ulaşılabilen ve hazırlanabilecek bilindik gıdalar olması başarılı bir beslenme için temeldir. Çeşitlilik sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme için şarttır. Hayvansal gıdalar, sebze-meyve, baklagiller ve tahıl grubu ile anne sütünün azaldığını durumda süt ürünlerinin tamamlayıcı beslenmeye dahil edilmesi çeşitliliği sağlar.

Tahıllar:

Tahıllar artan enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra lif kaynağı olarak önem taşırlar. Ancak tahıllar vitamin yönünden yetersizdirler ve içeriğinde bulunan fitatlar mikro besin emilimini azaltır. Bu nedenle tek başına hiçbir tahıl tamamlayıcı besin olarak kullanılmamalıdır. Tahılların etle veya baklagillerle tüketilmesi ideal bir birleşim oluşturmaktadır. Özellikle yeterli hayvansal gıda alamayan bebeklerin tahıl ve baklagilleri her gün, tercihen aynı öğün içinde tüketmesi önemlidir.

Buğday, çavdar ve arpa gluten içerirler; yapılan bazı çalışmalar ilk üç ayda veya yedinci aydan sonra guliten ile tanışmanın Çölyak hastalığı görülmesi riskini artırdığını anne sütüyle beslenirken az miktarda başlanarak gültenle tanışmanın hastalık riskinde yaklaşık %50 azalmaya neden olduğunu, yani buğday içeren besinlerin 4-7 ay arasında anne sütüyle beslenirken az miktarda başlanmasının Çölyak hastalığı açısından koruyucu olabileceğini göstermiştir.

Tarhana içerdiği tahıl, yoğurt ve yumurta nedeniyle tamamlayıcı beslenme değeri olan bir besindir ve içeriğindeki proteinlere karşı tolerans geliştirmede de rol oynayabilir.

Baklagiller:

Protein içeriği yüksek, kompleks karbonhidratlar ve lif içeren kıymetli gıdalardır. Vitamin ve mineral içerirler, ancak tahıllarda olduğu gibi baklagillerde fitat içerdiklerinden emilim yeterli olmayabilir. Bezelye ve kuru fasülyede tripsin inhibitörü olantürü olan Lektin bulunur. Pişirme öncesi suda ıslatma bazı anti besinlerin uzaklaştırılmasını sağlayabilir. Bebek beslenmesinde mercimek çorbası kıymetli bir tamamlayıcı gıda olarak kabul edilir.

Sebzeler ve meyveler:

Erken dönemde başlanması gereken tamamlayıcı besin grubudur. Vitamin, mineral, antioksidan ve lifler açısından zengin bu besin grubu bebeklerde tüketilmesi gereken A ve C vitamininden zengin diyet için en iyi kaynaktır. Özellikle turuncu meyveler ve koyu renkli sebzeler A vitamini ve folat açısından zengindir. Bu grubun etle birlikte tüketilmesi içeriğindeki C vitamininin demir emilimini iki kat artırmasına yarar. 6-24 aylık bebeklerde günlük A vitamini ihtiyacı 1.5 kaşık havuç veya 1/3 kase pişmiş yeşil sebze ile karşılanabilir. Dördüncü aydan önce bebeğe verilen yeşil yapraklı sebzeler met hemoglobin emi oluşturabilir. Sebzeler B grubu vitamini açısından da zengindirler. Ayrıca havuç, kabak, yeşil yapraklı sebzeler ve balkabağı kalsiyum içeren gıdalardır. Sebzelerin fazla pişirilmemesi ve hemen tüketilmesi önerilmektedir.

Sebze çorbaları ülkemizde geleneksel olarak patates ve havuçla yapılır. Daha sonra tek tek başka sebzeler ilave edilir. İdeal olan içine taneli sebze ve kıyma şeklindeki etin erken dönemden itibaren eklenmesidir. Bu hem protein kalitesini yükseltecek hemde bebeği pütürlü gıdaları alıştıracaktır.

Meyve suyu:

Lif içeriği nedeniyle her zaman meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Meyve suyu verilecekse 150 ml’den fazlası verilmemelidir. Taze hazırlanmalıdır. Sadece ana öğünün bir parçası olarak veya ara öğünde tüketilmelidir. Gün içinde yudumlama şeklinde sunulmamalı ve yatıştırma aracı olarak kullanılmamalıdır. Çünkü meyve sularının verilmesi yetersiz enerji alınma ve anne sütünün yetersiz alınmasına neden olabilir.

Hayvansal besinler:

Hayvansal içeriği olmayan diyetler bebeklerin besin gereksinimini karşılayamazlar. Demir, çinko, kalsiyum, D vitaminleri bazende A vitamini hayvansal gıdalarla sağlanır. Bu nedenle et, tavuk, balık ve yumurta günlük olarak en azından mümkün olduğunca sık tüketilmelidir. Et tüketimi ile psikomotor gelişimi arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Bu nedenle etin tamamlayıcı beslenmeye erken dönemde dahil edilmesi önemlidir.

Tamamlayıcı beslenme çağındaki (6-23 ay) bir bebeğin günlük ihtiyacı 1 yumurta ve 15-75 gram kadar et, tavuk veya balıktır. Somon, tuna, sardalya ve uskumru omega 3 ve D vitamini açısından zengin balık türleridir. Süt ve süt ürünleri, inek sütünün 1 yaşına kadar önerilmemesinin nedeni yüksek protein içeriği nedeniyle alerji ve otoimmün hastalıklara zemin hazırlamasıdır. Ayrıca demir eksikliği anemisine neden olur.

Yoğurt ve peynir, kontaminasyon riski düşük, probiyotik içeren, kaşıkla yenilebilen, inek sütüne göre daha ideal gıdalardır. Süt ürünlerinin fermentasyonu, mineral emilimini arttırır ve gıdanın laktoz içeriğini azaltır. İki yaştan önce yağsız süt tüketimi uygun değildir. Esansiyel yağ asitleri ve yağda eriyen vitaminlerin yetersiz alımına neden olur.

Yağ bebek büyümesi ve gelişimi için önemlidir. Bu nedenle hayvansal gıdaları düzenli tüketmek gereklidir. Hayvansal gıdaları düzenli tüketmeyen bebeklerde günlük 5 gram yağ takviyesi önerilmektedir.

Kaynakça:
Prof.Dr.M.Ayşe Selimoğlu, Türk Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği, “Bebek beslenme rehberi”.