0 505 785 70 39 drdilekerdonmez@gmail.com

Merak Ettikleriniz

Randevu İÇİN

Aşı

Ek Gıda

Tuvalet Eğitimi

6. Ay Oyuncak Seçimi

Bebek Beslenme

İştahsız Çocuk

8 Kış hastalığı

Aşı Takvimi

Sorular & Cevaplar

Aşı

Aşı neden gerekli ?

Bazı anne babalar aşıların belli riskleri olduğunu ve aşısı yapılan bazı hastalıkların çok ender görüldüğünü düşünerek çocuklarını aşılatmak istemeyebilirler. Ancak bazı hastalıkların az görülmesinin nedeninin yapılan aşılar olduğu unutulmamalıdır. Çocuğunuzun bir çok ciddi bulaşıcı hastalıktan korunması için bir seri aşı yapılması gerekmektedir.

Aşı nedir?

Aşı hastalık oluşturan mikrobun zayıflatılmış veya zararsız bir ürününün vücuda verilerek vücudun o mikrobu tanıması ve kendini savunabilmek için hazırlanmasını sağlar. Hastalık oluşturmaz ancak ilerde vücudu hastalıktan koruyacak olan “antikor” adlı özel savunma maddelerinin yapımını sağlar. Aşı yapılmadığında çocuğunuz yüksek ateş, öksürük, nefes alma sorunları ve beyin zedelenmesine neden olabilecek hastalıklara yakalanabilir. Çocuğunuzun kör olmasına, sağır kalmasına ya da felç geçirmesine neden olabilir. İlerde kanser türü hastalıklara yakalanmasına neden olabilir.

Aşıların riskleri var mı?

Aşılama sonrası bazı hafif yan etkiler görülse de aşılama güvenli bir işlemdir. Aşı yerinde kızarıklık, ateş gibi sorunlar nadir görülür ve tedavisi vardır. Aşıların hem çocuğunuz hemde tüm toplum için yararları göz önüne alındığında ortaya çıkabilecek zararları ihmal edecek kadar azdır. Bununla beraber çocuğunuz daha önce bir aşıya bağlı yan etki yaşamışsa veya herhangi bir alerjisi varsa doktorunuzu bu konuda bilgilendirmeniz gereklidir.

Menenjit nedir?

Beyni koruyan koruyucu zarların mikrop kapması sonucu iltihaplanmasıyla oluşan enfeksiyondur. Viral, bakteriyel ve mantarlarda dahil olmak üzere birçok mikro organizma bu hastalığa neden olur. Özellikle öksürük ve hapşırık yoluyla insandan insana bulaşabilir. Erken dönemde tedavi edilmezse işitme kaybı, beyin zedelenmesi ve hızla ölümle sonuçlanabilir. Her hastalıkta olduğu gibi menenjit hastalığındada erken tanı ve tedavi yaşam kurtarıcı bir rol oynar. Uygun tedai ile herhangi bir sekel bırakmadan iyileştirmek mümkündür. Ama en önemli şey hastalıktan korunmaktır. Çocuklarda önemli menenjit etkenleri olan hemofilus influenza, meningokok ve pnömokok adlı bakterilerden aşı yaptırarak korunabiliriz.

Menenjit aşısı nedir? Çocuklarımıza menenjit aşısı yaptırmalı mıyız?

Menenjit hastalığından korunmak için devlet karma aşılar içinde ve ayrıca pnömokok için rutin sağlık ocağı aşı takviminde ücretsiz olarak çocuklarımızı aşılamaktadır. Menengokok aşıları ise bunlara ek olarak yapılması gereken farklı bir aşıdır. Bu tür menenjit daha ağır seyreden tehlikeli ve %20 oranında ölüm riski olan bir hastalıktır. En sık 5 yaş altı ve 15-20 yaş arası genç yaş grubunda görülür. Özellikle kalabalık ortamlarda çabuk ve kolay yayılır. Öksürük, hapşırık, ellerle temas yoluyla bulaşan menenjit mikrobu, menenjit dışında zatürre, boğaz iltihabı, kemik ve eklem iltihabı gibi diğer ciddi hastalıklarada neden olabilir. En önemlisi kana mikrop karıştığı andan itibaren hızla vücudu etkileyerek tüm sistemlerin bozulmasına (ciltde mor döküntüler, baş ağrısı, kusma, ateş, emmede azalma, bilinç değişikliği, boyun tutulması denen ense sertliği, hızlı soluk alıp verme, iştahsızlık, inleme, bıngıldakta aşırı gerginlik ve şişlik) neden olarak saatler içinde ölümle sonuçlanabilir. Sonuç olarak bebeklere uygun zaman ve uygun dozda mutlaka menenjit aşısı yapmak gereklidir.

Ek Gıda

Tamamlayıcı Beslenme

Doğumla başlayan ve iki yaşa kadar devam eden yaşam dönemi, büyümenin çok hızlı oluşuna bağlı olarak makro ve mikro besin ihtiyacının yüksek olduğu, beyin gelişiminin %90’nının tamamlandığı ve bağırsak mikrobiyatasının geliştiği çok kritik bir dönemdir. Bu dönemdeki beslenme sadece ideal büyüme yönüyle değil, hem bebek hem de erişkin dönem sağlığının belirleyicisi olması yönüyle de önemlidir.

İlk altı ayda tek başına anne sütü ile beslenen bebeğin ayına göre verilecek yeni besinlerin miktarı, içeriği ve cinsi ileri yaşlarda oluşabilecek diyabet, şişmanlık ve hipertansiyon gibi hastalıklara zemin hazırlayabileceği gibi benzer hastalıklardan korunmada da önemli bir rol oynayabilir.

İlk altı ay sonrası tek başına anne sütünün bebeğin besin ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Tek başına anne sütünü artık yetmedi bu dönemde besinsel gereksinimleri karşılamak için anne sütüyle birlikte anne sütü dışındaki gıdaların verilmesine tamamlayıcı beslenme adı verilmektedir.

Sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme uygulamasında beş şartın yerine getirilmesi gereklidir:

  1. Zamanında
  2. Kaliteli
  3. Yeterli
  4. Güvenli
  5. Keyifli beslenme
    Tamamlayıcı beslenme başlama yaşı nedir? Ek gıda ne zaman başlanır?

    Tamamlayıcı besinlere uygun başlama zamanı altı ay civarında olmalıdır.Tamamlayıcı besinler normal doğumla doğan bebeklerde beşinci ayda, sezeryanla doğan bebeklerde altıncı ayda başlanmalıdır. Dördüncü aydan önce kesinlikle başlanmamalıdır. Diğer yandan yedinci ay sonrasına da bırakılmamalıdır. Tamamlayıcı beslenmenin başlangıcının en erken dördüncü ayda olması bazı fizyolojik gerçeklere dayanmaktadır.

    1. Gastrointestinal sistem ve böbreklerin olgunlaşması gereklidir: Dört aydan küçük bebeklerde nişasta ve protein sindirimi yeterli değildir. İnce bağırsaklardaki sıkı bağlantıların güçlü olmaması nedeni ile proteinlerin parçalanmadan sistemik dolaşıma geçtiği için alerji ve ileride ortaya çıkabilecek otoimmün hastalık riskini arttıracağı düşünülmektedir. Küçük bebeklerde böbreklerden protein son ürünleri ve mineral atılımıda güçtür. Bu nedenle küçük bebeklerde gıdanın ozmolar yükü yani böreğe getirdiği yük çok önem taşımaktadır. Anne sütü, ozmolaritesi yani böbrek yükü açısından ideal aralıkta olan bir besindir. Oysa tamamlayıcı gıdalarda ozmolarite yüksektir.
    2. Nörolojik Gelişimin Önemi: Bebeklerin nörolojik gelişim basamağı en erken dördüncü ayda, tercihen altıncı ayda tamamlayıcı beslenmeye uygun hale gelir. Bir çok bebek altı ay civarında destekli oturur ve en önemlisi üst dudağı ile kaşıktan mamayı bu ayda sıyırmaya başlar. Tamamlayıcı beslenme kaşıkla yapılmalıdır ve altı ay civarındaki bir bebek kaşıkla beslenmeye uygun olgunluğa erişmiştir. Dik oturtulabilen bu bebeklerde oral motor aktivitenin de yeterli olması nedeniyle katı besinleri alma sırasında aspirasyon riski yani akciğerlere kaçma riski azalmaktadır. Püre halindeki gıdayı boğazın arka kısımına iletme ve gıdayı geri çıkarabilmek refleksi yani öğürerek dışarıya atma refleksi gibi motor yetenekler 4-6 ay arasında kazanılmaktadır.
    3. Besinsel gereksinim:Anne sütünün altıncı aydan sonra tek başına besinsel gereksinimleri karşılayamayacağı düşünülmektedir. Hem enerji açığının kapatılması için hem de mikro besin eksikliğinin önlenmesi için tamamlayıcı beslenmeye ihtiyaç vardır. Ancak tamamlayıcı beslenme uygulaması esnasında anne sütünün devamlılığını sağlamak çok önemlidir. Tamamlayıcı beslenmenin kontrolsüz artırılması anne sütü miktarını azaltır. Anne sütü, tamamlayıcı beslenmeye rağmen ilk 6-8 aylık bir bebeğin enerji gereksiniminin yaklaşık %65-%70 ini, 9-11 aylık bebeğin %50-%55 ini ve 12-23 aylık bebeğin %35-%40 ını sağlar. Ek gıdaya başlamanın altıncı aydan sonraya bırakılması; yetersiz enerji alınmasına, demir eksikliğine, oral motor fonksiyonlarda gecikmeye ve gıda reddi gibi problemlere yol açabilmektedir. Erken başlama gibi, geç tamamlayıcı beslenme de tip 1 diyabet ve Çölyak hastalığı riskinde artışa yol açmaktadır.
    Tamamlayıcı beslenmede kullanılacak kaliteli besinler ve çeşitlilik kavramı

    Bebeklerde mide kapasitesi doğumda yaklaşık 30 ml yani iki yemek kaşığı, altıncı ayda 180 ml yani bir çay fincanı, bir yaşta 240 ml yani bir su bardağı, erişkinde ise 960 ml yani bir sürahi kadardır.
    Genel olarak miğde hacmi kilogram başına 30 ml olarak kabul edilmektedir.
    Erişkin bir insana kıyasla bu kadar küçük olan kapasitenin çok verimli kullanılması, yüksek enerjisi olan, yeterli protein ve mikro besin içerikli besinlerin bebeğe verilmesi gereklidir. Bu besinlerin kolay ulaşılabilen ve hazırlanabilecek bilindik gıdalar olması başarılı bir beslenme için temeldir. Çeşitlilik sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme için şarttır. Hayvansal gıdalar, sebze-meyve, baklagiller ve tahıl grubu ile anne sütünün azaldığını durumda süt ürünlerinin tamamlayıcı beslenmeye dahil edilmesi çeşitliliği sağlar.

    Tahıllar

    Tahıllar artan enerji ihtiyacını karşılamanın yanı sıra lif kaynağı olarak önem taşırlar. Ancak tahıllar vitamin yönünden yetersizdirler ve içeriğinde bulunan fitatlar mikro besin emilimini azaltır. Bu nedenle tek başına hiçbir tahıl tamamlayıcı besin olarak kullanılmamalıdır. Tahılların etle veya baklagillerle tüketilmesi ideal bir birleşim oluşturmaktadır. Özellikle yeterli hayvansal gıda alamayan bebeklerin tahıl ve baklagilleri her gün, tercihen aynı öğün içinde tüketmesi önemlidir.

    Buğday, çavdar ve arpa gluten içerirler; yapılan bazı çalışmalar ilk üç ayda veya yedinci aydan sonra guliten ile tanışmanın Çölyak hastalığı görülmesi riskini artırdığını anne sütüyle beslenirken az miktarda başlanarak gültenle tanışmanın hastalık riskinde yaklaşık %50 azalmaya neden olduğunu, yani buğday içeren besinlerin 4-7 ay arasında anne sütüyle beslenirken az miktarda başlanmasının Çölyak hastalığı açısından koruyucu olabileceğini göstermiştir.

    Tarhana içerdiği tahıl, yoğurt ve yumurta nedeniyle tamamlayıcı beslenme değeri olan bir besindir ve içeriğindeki proteinlere karşı tolerans geliştirmede de rol oynayabilir.

    Baklagiller

    Protein içeriği yüksek, kompleks karbonhidratlar ve lif içeren kıymetli gıdalardır. Vitamin ve mineral içerirler, ancak tahıllarda olduğu gibi baklagillerde fitat içerdiklerinden emilim yeterli olmayabilir. Bezelye ve kuru fasülyede tripsin inhibitörü olantürü olan Lektin bulunur. Pişirme öncesi suda ıslatma bazı anti besinlerin uzaklaştırılmasını sağlayabilir. Bebek beslenmesinde mercimek çorbası kıymetli bir tamamlayıcı gıda olarak kabul edilir.

    Sebzeler ve meyveler

    Erken dönemde başlanması gereken tamamlayıcı besin grubudur. Vitamin, mineral, antioksidan ve lifler açısından zengin bu besin grubu bebeklerde tüketilmesi gereken A ve C vitamininden zengin diyet için en iyi kaynaktır. Özellikle turuncu meyveler ve koyu renkli sebzeler A vitamini ve folat açısından zengindir. Bu grubun etle birlikte tüketilmesi içeriğindeki C vitamininin demir emilimini iki kat artırmasına yarar. 6-24 aylık bebeklerde günlük A vitamini ihtiyacı 1.5 kaşık havuç veya 1/3 kase pişmiş yeşil sebze ile karşılanabilir. Dördüncü aydan önce bebeğe verilen yeşil yapraklı sebzeler met hemoglobin emi oluşturabilir. Sebzeler B grubu vitamini açısından da zengindirler. Ayrıca havuç, kabak, yeşil yapraklı sebzeler ve balkabağı kalsiyum içeren gıdalardır. Sebzelerin fazla pişirilmemesi ve hemen tüketilmesi önerilmektedir.

    Sebze çorbaları ülkemizde geleneksel olarak patates ve havuçla yapılır. Daha sonra tek tek başka sebzeler ilave edilir. İdeal olan içine taneli sebze ve kıyma şeklindeki etin erken dönemden itibaren eklenmesidir. Bu hem protein kalitesini yükseltecek hemde bebeği pütürlü gıdaları alıştıracaktır.

    Meyve suyu

    Lif içeriği nedeniyle her zaman meyve suyu yerine meyvenin kendisi tercih edilmelidir. Meyve suyu verilecekse 150 ml’den fazlası verilmemelidir. Taze hazırlanmalıdır. Sadece ana öğünün bir parçası olarak veya ara öğünde tüketilmelidir. Gün içinde yudumlama şeklinde sunulmamalı ve yatıştırma aracı olarak kullanılmamalıdır. Çünkü meyve sularının verilmesi yetersiz enerji alınma ve anne sütünün yetersiz alınmasına neden olabilir.

    Hayvansal besinler

    Hayvansal içeriği olmayan diyetler bebeklerin besin gereksinimini karşılayamazlar. Demir, çinko, kalsiyum, D vitaminleri bazende A vitamini hayvansal gıdalarla sağlanır. Bu nedenle et, tavuk, balık ve yumurta günlük olarak en azından mümkün olduğunca sık tüketilmelidir. Et tüketimi ile psikomotor gelişimi arasında bir ilişki olduğu bilinmektedir. Bu nedenle etin tamamlayıcı beslenmeye erken dönemde dahil edilmesi önemlidir.

    Tamamlayıcı beslenme çağındaki (6-23 ay) bir bebeğin günlük ihtiyacı 1 yumurta ve 15-75 gram kadar et, tavuk veya balıktır. Somon, tuna, sardalya ve uskumru omega 3 ve D vitamini açısından zengin balık türleridir. Süt ve süt ürünleri, inek sütünün 1 yaşına kadar önerilmemesinin nedeni yüksek protein içeriği nedeniyle alerji ve otoimmün hastalıklara zemin hazırlamasıdır. Ayrıca demir eksikliği anemisine neden olur.

    Yoğurt ve peynir, kontaminasyon riski düşük, probiyotik içeren, kaşıkla yenilebilen, inek sütüne göre daha ideal gıdalardır. Süt ürünlerinin fermentasyonu, mineral emilimini arttırır ve gıdanın laktoz içeriğini azaltır. İki yaştan önce yağsız süt tüketimi uygun değildir. Esansiyel yağ asitleri ve yağda eriyen vitaminlerin yetersiz alımına neden olur.

    Yağ bebek büyümesi ve gelişimi için önemlidir. Bu nedenle hayvansal gıdaları düzenli tüketmek gereklidir. Hayvansal gıdaları düzenli tüketmeyen bebeklerde günlük 5 gram yağ takviyesi önerilmektedir.

    Kaynakça:
    Prof.Dr.M.Ayşe Selimoğlu, Türk Çocuk Gastroenteroloji, Hepatoloji ve Beslenme Derneği, “Bebek beslenme rehberi”.

    Tuvalet Eğitimi

    Çocuğunuz çişini ne zaman öğrenecek …?

    Çocuğunuz aşağı yukarı kakasının gelmek üzere olduğunu anladığı yaşlarda çişinin de geldiğini anlamaya başlayacaktır. Çocuğunuz çişinin geldiğini anladığında birde bakar ki farketmeden yapıvermiş bile!!! Çişinin geldiğini anlaması ile yapması arasında geçecek süreyi ayarlayamaz. Anlamak ve yapmaya karar vermek arasında geçecek süreyi bilinçli olarak kontrol etmesi belirli bir olgunluk yaşını gerektirir. Çocuk bu olgunluğa eriştiğinde altını kuru tutmayı başarır.

    Çocuğunuz ilk anda çişinin geldiğini farketse bile tuvalete kadar yetişemeyebilir. Bu nedenle eğer sözlü veya davranış olarak çişinin geldiğini belirtiyorsa siz de ona yardım edebilirsiniz. Çocuklarda tuvalet eğitimi nasıl yapılmalıdırMesela bir gün gündüz uykusundan kalktığında altı kuruysa onu giydirmeden önce lazımlığa oturmasını önerin. Ancak oturmak istemezse yada oturup çişini yapmadan hemen kalkarsa hiç yorumda bulunmayın. Altını biraz açık bırakın. Çocuğunuza çişinin geldiğini hissettiğinde lazımlığa oturabileceğini söyleyin. Lazımlığa çişini yaparsa onu kutlayın.

    Oyuna daldığı için çişini kaçırdığında yorum yapmadan sakin bir şekilde de bu seferlik denemeyi kesin onu giydirin. Ancak hava sıcaksa altını biraz daha açık bırakabilirsiniz altı ne kadar çok acık kalırsa o kadar iyi olacaktır. Aslında bu iş için mümkünse yaz aylarını beklemek yerinde olacaktır. Aslında çocuğunuz zamanla çişinin geldiğini hissedecek ve mutlu olacaktır. Zamanla bu duygusu ve arkasından olan şeyi arasında bir ilişki kuracaktır. İleriki aylarda birkaç gün boyunca çocuğunuz çişini tuvalete yapmayı başardığında ona evde ve uyanıkken artık bezsiz gezebileceğini ve ona yardım edebileceğinizi söyleyin.

    Bunu büyük bir olay haline getirmeyin yoksa dışarıya giderken yada uyurken bezi bağlandığı için kendini kötü hissedebilir. Oyun oynarken bez olmazsa daha rahat edebileceğini ve ihtiyacı olduğunda lazımlığın yanında olduğunu söylemeniz yeterli olacaktır. Bu aşamada sık sık kaza olabilir. Bu sefer biraz fazla bekledin herhalde hadi gel yeri birlikte silelim diyebilirsiniz.

    Çocuğunuza arada sırada tuvaletin üzerine konan daha küçük bir adaptör koyarak da sizin tuvalatinizide kullanmasına izin verebilirsiniz. Adaptör sayesinde çocuğunuz sanki düşecekmiş gibi hissetmez ve ayaklarının altına merdiven koyarsanızda ayaklarını basar. Böylece güvende olur. Bir çok çocuk gündüzleri tuvalat alışkanlığı kazansada bir süre daha geceleri altına yapmaya devam eder .Çocuğunuz uykudayken idarının geldiği uyarısı beyne daha geç ulaşır. Çocuğu akşamları daha az içecek vermekle ona gece için yardımcı olabilirsiniz. Çocuklar genelde dört yaşından itibaren tuvalet alışkanlığını tamamen kazanırlar.

    Çocuğunuza sürekli olarak lazımlığa oturmasını hatırlatmayın yada devamlı olarak tuvalete götürmeye çalışmayın. Onu gözlemleyin tuvaletinin ne zaman geldiğini, yemek öncesi sonrası çişini yapıp yapamadığını, büyük tuvaletini ne zaman yaptığını gözlemleyin. Onun vücut dilini öğrenin o saatlerde hatırlatmaya çalışın. Kilot giymenin bezden daha rahat olduğunu bir lazımlığı ya da tuvalet kullanmanın daha kolay ve çabuk olduğunu anlatmalısınız. Bu eğitimin en önemli püf noktası ona olur olmaz zamanlarda hatırlatmada bulunmak değildir. Gözlemleriniz sonucu elde ettiğiniz çocuğunuzun vücut dili hakkında aldığınız bilgilerle yola çıkmanızda fayda var. Amacınız çocuğunuzun bu ihtiyacının farkına varıp bunun için bir şey yapmasını sağlamak olmalı.

    Çocuğunuzun çişinin geldiğini hissetmeye başlamadan tuvalete gidip yapmasını beklemeyin genelde çocuk üç yaşına gelmeden çişinin geldiğini ve tuvalete gitmesi gerektiğini anlayamaz bu nedenle dışarıya çıkmadan önce bir kere daha tuvalete gitmesini istemek anlamsızdır. Çarşıda iken bir kaza olduğunda da evde dediğim gibi tuvalete gitseydin bu olmazdı gibi bir yaklaşımda bulunmak ve ona kızmak da haksızlıktır.

    Çocuğunuza tuvalet eğitimi verirken aklınızda bulunması gerekenler

    Çocuğunuza tuvalet eğitimi verirken uygulayabileceğiniz değişik yöntemler var hangi yöntemi kullanırsanız kullanın bunlar aklınızda bulunsun.

    1. Hevesli olun sizin için uygun olan bir zamanda eğitime başlayıp tuvaletini öğrenmesi için iyi bir gözlemci olun.Bu süreç çocuğunuzun hayatında önemli bir gelişmedir. Ancak zor bir dönem geçirebilirsiniz.
    2. Olumlu olun çocuğunuz tuvaleti her kullandığında onu kutlayın kazalar olduğunda da anlayışlı davranın.
    3. Çocuğunuzun boyuna uygun bir lazımlık seçin ve ayaklarının yere bastığından emin olun. Tehlike arz edecek bir şekilde oturmasına izin vermeyin. Karın kaslarını rahat kullanabilmesi için mutlaka ayakları yere degmelidir. Çocuk kendini güvende hissetmelidir.Düşme gibi olumsuz bir kaza yaşarsa bu tuvalet eğitimini geciktirir ve zorlaştırır.
    4. Kendinizin ve çocuğunuzun kişiliğine uygun bir yöntem seçin onu çok iyi gözlemleyin.

    Tüm bu süreç birkaç ay sürebilir. Çocuğu baskıcı kurallarını konduğu bir ortama sokmamak önemlidir. Bu süreci birlikte paylaşarak eğlenceli bir biçime sokabilirsiniz .Bunun için belkide bir hafta boyunca çocuğunuzla birlikte zaman geçirmeniz gerekecektir.

    6. Ay Oyuncak Seçimi

    Altı aylık çocuk nelerle oynar?

    Oyuncaklar çocuğun büyüme sine zihinsel ve psikososyal gelişmesine yardımcı olur. Hayal gücünü yaratıcılığını ve yeteneklerini geliştirir. Çocuklar oyun oynarken kendi deneyimleri yoluyla öğrenirler, oyunların sağladığı hareketle hem kemik hem kasları gelişir hem de biriken enerjilerini boşaltırlar. Oyun yoluyla sosyal ilişkiler kurabilen çocuk kendini tanıyabilir ve kendi küçük gücünün sınırlarını öğrenir. Ayrıca oyun çocuğun duygularını ve yeteneklerini geliştirir becerilerini artırır. İlk aylarda bebeğiniz çevresindeki insan ve nesnelere bakacak, el ve kol hareketleri geliştikçe onları yakalamaya çalışacaktır. Bu dönemde bebeğin dünyayı tanırken yaptığı temel şey her bulduğunu ağzına götürmektir. Hoşlandığı hareketleri tekrarlayacak çevresindeki bir oyuncağı ya da eşyayı uzun süre inceleyerek tanımaya çalışacaktır. 6 aylık bebeklerde oyuncak seçimi nasıl yapılır

    Bebeğiniz tabiki en çok sizinle oynamayı sever. Dokunmayı, sarılıp sarmalanmayı, coşturulmayı sever. Altıncı ayda yere serilen bir örtü üzerinde uzun süre oynayabilir. Bebek doğduğu andan itibaren seslere, renklere ve şekillere karşı duyarlıdır. Renkli ve ses çıkaran oyuncaklar, hayvancıklar, çıngıraklar bebeğin ilgisini çekecektir. Bunun yanı sıra boş kutular içine pirinç gibi ses çıkaracak şeyler koyarak yaptığınız doğal oyuncaklarda çocuğunuzun hoşuna gider. Burada önemli olan çocuğunuzun boğazına kaçabilecek küçüklükte parçası olan oyuncakların tercih edilmemesidir. Önemli olan oyuncakların hepsini aynı anda bebeğe vermemektir. Bebeğe verdiğiniz her oyuncağın temiz olması önemlidir. Çünkü her şeyi ağzına götürmek isteyecektir. Destekli oturmaya başlamış bir bebek artık küpler ve çıngıraklarla oynayabilir. Avuçları ile eşyaları kavrayabilmektedir. Alacağınız oyuncakların kırılmayan, yumuşak, yıkanabilir ve güvenli olmaları önemlidir. Zamanla parmak kasları gelişecek ve avucuyla değil üç parmağıyla, daha sonra iki parmağıyla cisimleri kavraya bilecektir.

    Altıncı aydan sonra resimli kitaplar ilgisini çekmeye başlar, çünkü görme yetisi ilerlemiştir. Renkli görmeye ve daha iyi görmeye başlamıştır. Kitaplardaki resimleri, büyük ve canlı renkleri ayırt edebilir. Bebeğinizle birlikte kitap okumak, resimleri beraberce incelemek, bebeğinizin dil gelişimini hızlandırır ve kelime bilgisini arttırır. Çocuğunuzla paylaştığınız bu anlar hem onunla konuşmak için bir fırsat yaratır hemde sizinle bebeğiniz arasındaki ilişkiyi geliştirir aynı zamanda bilişsel düzeyini yükseltir. Bebeğinizi kucağınıza ya da yanınıza alarak kitap okuduğunuzda bebeğiniz ona zaman ayırıp kendisiyle ilgilendiğiniz için mutlu olur. Masal anlatırken ya da okurken kullandığınız sestonunuz ve mimiklerinizden de yeni şeyler öğrenir ve dikkati gelişir. Sizin desteğiniz onun gelişimi için önemlidir. Kitaplar ayrıca çocuğun çevresini tanımasına ve hayal gücünü geliştirmesine yardımcı olur. Bebeğinize özellikle ilk sene için kalın yırtılmayan kitaplar almayı tercih etmelisiniz. Çocuğunuzunda kitap sayfalarını karıştırmaktan ve çevirmekten hoşlandığını göreceksiniz.

    Oyuncak alırken nelere dikkat edilmelidir oyuncak nasıl seçilir

    Çocuğunuza oyuncak alırken yaşını ve kişiliğini göz önünde bulundurmanız gerekir. Genellikle oyuncak kutularının üzerinde hangi yaş grubu için düşünüldüğü yazmaktadır. Ayrıca çocuğunuz oyuncak oynarkende gözlemleyebilir ve onun oyuncakla ilgilenip ilgilenmediğini daha iyi anlayabilirsiniz. Nasıl oynadığına dikkat etmelisiniz. Doğru seçilmiş oyuncak bebeğinizin öğrendiği becerileri geliştirmesine yada yeni beceriler kazanmasına yardımcı olur. Bebeğiniz için seçeceğiniz oyuncak ne çok zor olmalı nede çok kolay. Oyuncak çok kolay olduğunda bebeğiniz çabuk sıkılır, çok zor olduğunda ise başarısızlık duygusu onu mutsuz eder. Oyuncak alırken önemli bir noktada oyuncakların güvenli olup olmadığıdır. Oyuncağın sağlam olması önemlidir. Kolayca kırılabilecek oyuncaklar çocuğunuza zarar verebilir. Çok küçük parçalı keskin köşeli oyuncaklar ise zaten uygun değildir. Bebeğinizin küçük olan parçaları yutma tehlikesi vardır. Bebeğinizin ağzına, kulak yada burnuna sokabileceği kadar küçük parçaları olan oyuncakları tercih etmeyiniz. Özellikle üç yaşından önce oyuncakların hafif yumuşak olması da önemlidir. Böylece bebeğinizin üstüne bile düşse onun canını acıtmaz. Zaten bebekler her şey ağızlarına almak istedikleri için oyuncakların yıkanabilir olmasıda temizlik için önemlidir. Ayrıca oyuncakların zehirli olmayan boyalarla boyanmış olması gerekmektedir. Bazı oyuncaklar çıkardıkları gürültü seslerle bebeğinizin kulakları için zararlı olabilir. Bu nedenle daha yumuşak sesler çıkaran, müzik çalan oyuncaklar tercih edilmelidir. Bebeğinizin oyuncaklarına hiçbir zaman uzun ipler kurdeleler bağlamayın. Bu ipler bebeğiniz için tehlikeli olabilir. Plastik torbalar da bebeğin oynaması için uygun değildir.

    Oyuncak seçiminde önemli bir diğer konuda sizin oyuncağın alınmasını onaylayıp onaylamadığınızdır. Bazen sizin uygun görmediniz oyuncaklar, mesela bir tabanca, hediye olarak çocuğunuza getirilmiş olabilir. Böyle bir durumda çocuğunuz bunu anlayacak yaşa geldiğinde bunun sadece bir oyuncak olduğunu, gerçek silahların tehlikeli olup insanlara zarar verdiğini anlatmalısınız. Ancak hiç alınmaması veya tamamen yasaklanması durumunda ileride başka arkadaşlarının elinde bu oyuncağı gördüğünde bu oyuncağın onda olmaması sorun yaratabilir. Bunun için bu konuda ona gerekli açıklamada bulunarak ona bu oyuncağı neden almadığınızı anlatmanız gerekebilir.

    İlk yıllarda anne ve babaların çocuklarına çok oyuncak alma eğilimi vardır. Ancak bu konuda aşırıya kaçılmamalı ve sürekli ödül olarak oyuncak alınmamalıdır. Özel sektörde çalışan anne ve babalar çocuklarıyla geçiremedikleri zamanı telafi etmek istercesine onlara sık sık oyuncak alırlar. Bu doğru bir davranış değildir.

    Bebeğinize her seferinde bir tane oyuncak verip, bunu iyice tanımasına izin verin. Bu oyuncakla oynayıp ilgisini kaybetmeye başladığında ona başka bir tane verebilir veya o zaman yenisini alabilirsiniz. Oyuncakları zaman içinde değiştirerek vermelisiniz. Bir kısmını kaldırıp bir süre sonra çocuğunuzun oynadıklarını diğer evde beklettiğiniz oyuncaklarıyla değiştirebilirsiniz. Sanki yeni bir oyuncak alınmış gibi ilgiyle eski oyuncaklarıyla oynadığını sizde görüp fark edeceksiniz.

    Bebek Beslenme

    Anne Sütü Mucizesi

    İlk 6 ay bebeğiniz beslenmesi için sütünüz tek başına yeterlidir. Su dahil başka birşeye ihtiyacı yoktur. 6. aydan sonra da gerekli tamamlayıcı besinler de verilerek 2 yıl boyunca anne sütüne devam edilmelidir. Sağlıklı bir erişkin olmanın temelinde anne sütü ile beslenme çok önemli yer tutar. Bebeğinizin bağışıklık sistemini geliştirir, onu hastalıklara karşı korur. Beyin gelişimini sağlayarak ilerideki akademik başarısının temelini atar.

    Tamamlayıcı beslenme dönemi (ek gıda dönemi)

    İlk 6 ay sonrası tek başına anne sütünün bebeğin besin ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Bu dönemde bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için anne sütü ile birlikte diğer gıdaların verilmesine tamamlayıcı beslenme adı verilmektedir. Sağlıklı bir tamamlayıcı beslenme uygulamasında beslenme dönemi aşağıdaki 5 şartı yerine getirmelidir.

    1. Zamanında,
    2. Kaliteli,
    3. Yeterli,
    4. Güvenli,
    5. Keyifli beslenme.
    Tamamlayıcı beslenme başlama yaşı

    Tamamlayıcı besinlere başlama zamanı 6 ay civarında olmalıdır. Tamamlayıcı besinler 17. haftadan önce verilmemeli, 26. haftadan sonraya da bırakılmamalıdır.

    Tamamlayıcı beslenmede temel kurallar
    1.  Ek gıdaya başlama sürecinde ve devamında anne sütüne mutlaka devam edilmelidir. Anne sütü yok veya yetersizse formül süt kullanımına devam edilmelidir.
    2. Tamamlayıcı beslenmeye tek çeşit ile başlanmalı ve her yeni gıda teker teker en az 4-5 gün aralıklarla eklenmelidir.
    3. Etin tamamlayıcı beslenmeye dahil edilmesi geciktirilmemelidir.
    4. Ek gıdalara şeker ve tuz ilave edilmemeli, yağ mutlaka eklenmelidir.
    5. 6-8 aylık bir bebekte 2 öğün, 9-11 aylık bir bebekte 3 öğün tamamlayıcı besin yeterlidir. 1 yaşından sonra gerekirse ek olarak 1-2 ara öğün daha verilebilir.
    Bebeklerin aylarına göre alabileceği besinler
    Yaş aralığı Besinler
    0-6 ay Anne sütü,
    4-6 ay Anne sütü,
    Anne sütü yetersizse formül süt,
    Formül süt yeterince verilemiyorsa 17. haftadan sonra az miktarda tahıl içeren sebze çorbası, meyve püresi,
    6-8 ay Anne sütü,
    Anne sütü yetersizse formül süt,
    Yoğurt,
    Sütle hazırlanmış muhallebi veya sütlaç,
    Zenginleştirilmiş tahıllı sebze çorbası (et tavuk, peynir),
    Haşlanmış yumurta sarısı,
    8-12 ay Anne sütü,
    Anne sütü yetersizse formül süt,
    Yoğurt,
    Sütle hazırlanmış muhallebi veya sütlaç,
    Zenginleştirilmiş tahıllı sebze çorbası (et tavuk, peynir),
    Tam yumurta, baklagiller, ezilmiş makarna, pilav, ekmek içi,
    Et, tavuk, balık, köfte, sebze yemekleri,
    1 yaş ve sonrası Anne sütü,
    Anne sütü yetersizse formül süt,
    Sofra gıdaları çocuğun seveceği ve tüketebileceği şekilde hazırlanarak verilmelidir.
    6-8 aylık bebeğiniz için örnek günlük beslenme önerisi
    • Sabah: Anne sütü ile güne başlanmalıdır,
    • Ara öğün: 1/2-1 çay bardağı yoğurt,
    • Öğle: Anne sütü,
    • Ara öğün: 1 çay bardağı et ve tahıl ile zenginleştirilmiş sebze çorbası,
    • Öğleden sonra: Anne sütü,
    • Ara öğün: 1/2-1 çay bardağı meyve püresi,
    • Gece: Anne sütü.
    9-12 aylık bebeğiniz için örnek günlük beslenme önerisi
    • Sabah: Anne sütü ile güne başlanmalıdır,
    • Ara öğün: Kahvaltı,
    • Öğle: Anne sütü,
    • Ara öğün: 1 çay bardağı et ve tahıl ile zenginleştirilmiş sebze çorbası,
    • Öğleden sonra: Anne sütü,
    • Ara öğün: 1/2-1 çay bardağı meyve püresi veya yoğurt veya muhallebi,
    • Gece: Anne sütü.*
    12-24 aylık bebeğiniz için örnek günlük beslenme önerisi

    Anne sütüne veya devam sütüne devam ederken amaç evde hazırlanan sofra gıdalarına geçmektir. Artık bebeğiniz sizinle birlikte aile sofrasına oturabilir ve sizinle birlikte olmanın keyfini çıkarabilir.

    • Sabah: Anne sütü, 1 tatlı kaşığı beyaz peynir, 1 tam yumurta, ince bir dilim ekmek, 1 çay kaşığı bal, pekmez veya reçel verilebilir,
    • Öğle: Evdeki etli sebze yemeği, köfte, dolma veya mantı,
    • Öğleden sonra: 1/2-1 çay bardağı meyve püresi veya yoğurt veya muhallebi,
    • Akşam: 2-3 çorba kaşığı sebze püresi veya aile fertleri için hazırlanan diğer çorba ve sebze yemekleri,

    Not: Beslenme için ara öğünlerde bebeğiniz isterse anne sütü verilmeye devam edilmelidir.

    İştahsız Çocuk

    İştahsız Çocuk

    İştahsızlık, yemek istememek, yemeği reddetme biz doktorların annelerden duyduğu en sık şikayetlerden biridir. Bu sorunlar özellikle 1-1.5 yaşından sonra daha belirgin olarak ortaya çıkar ve İştahsız çocuk tanısı konulur. Çocuklar bu yaşa geldiğinde artık kendilerinin dışındaki dünya daha çok ilgilerini çekmekte, oynamak, keşfetmek ve eğlenmek ön plana geçmektedir. Beslenmek ise onlar için ikinci planda kalmaktadır. Anneler ise o güne kadar rahatlıkla besledikleri bebeklerinin artık kendi kararlarıyla hareket etmek istemelerini bazen fark edememekte, çocuklarıyla aralarında yemek konusunda bir çatışma yaşanmaktadır. İştahsız çocuklar bu dönemde nasıl davranmalıyız?

    1. Asla çocuklarımızla inatlaşmamalıyız, çocuğun bu durumu bir silah olarak kullanmasına neden olmamalıyız.
    2. İştahsız çocuk için beslenme miktarı konusunda beklentimizi yüksek tutmamalıyız.
    3. Yemek yerken keyifli bir aile ortamı yaratılmalı, çocuğun kendi başına beslenmesine izin verilmelidir.
    4. Öğün süresi yarım saati geçmemeli, ana öğünler atlanmamalıdır.
    5. Çocuk ana öğününü yetersiz aldıysa arkasından hemen ara öğün verilerek telafi edilmemeli, ara öğün atlanmalıdır. Böylece çocuğun açlık hissini yaşamasına izin verilmeli ve bir sonraki ana öğünde daha istekli olması sağlanmalıdır.
    6. Gün içinde abur cubur, cips, kola, çikolata, bisküvi gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bu tür yiyecekler çocuğunuzun damak zevkini değiştirerek, sofra gıdalarına olan istek ve iştahını azaltır.
    7. Yemek yerken televizyon seyredilmemeli, yemek oyun şeklinde sunulmamalıdır.
    8. Evdeki diğer bireylerin beslenme davranışları yemek seçme eğiliminde olan bireylerin olması çocukları etkilemektedir. Bu nedenle günlük konuşmalar içerisinde çocukları olumsuz etkileyecek sözlerden kaçınılmalıdır. Aksi takdirde çocuğunuz bu konuşmalardan etkilenerek benzer davranışlar içerisine girebilir.
    9. Çocuğunuzun üzeri, çevre kirlenecek kaygısıyla kendi başına kaşık veya çatal kullanarak yiyebileceği yemekleri yemesine engel olunmamalıdır.

    Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme davranışı geliştiremeyen kişilerde ileriki dönemde de çeşitli beslenme sorunları yaşanabilmektedir.

    8 Kış hastalığı

    GRİP

    Yüksek ateşle başlayıp kas, boğaz ve baş ağrısıyla seyreden gribe, burun akıntısı/ burun tıkanıklığı, bazen de öksürük eşlik ediyor. Yoğun bir yorgunluk hissine neden olan grip tedavi edilmezse ölümcül de olabilen ciddi sonuçlara yol açabiliyor. Grip aşısı ile yüzde 70-90 oranında önlenebilen gripte istirahat etmek ve bol su içmek çok önemli.

    BOĞAZ ENFEKSİYONLARI

    Boğaz enfeksiyonları (farenjit, tonsillit) yüksek ateş, yutma sorunu, boğaz-baş ağrısı ve bazen de öksürük, kusma ve karın ağrısına neden oluyor. Beta mikrobu varsa antibiyotik şart. Aksi halde beta enfeksiyonları, kalpten böbreğe ciddi hastalıklara yol açabiliyor.

    ZATÜRRE

    Yüksek ateş ve balgamlı öksürükle ortaya çıkan zatürre, tek veya iki taraflı olarak akciğer dokusunu tutarak alt solunum yolu enfeksiyonuna neden oluyor. Çoğunlukla üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası meydana geliyor. Birçok virüs ve bakteri bu hastalığa neden olabiliyor. Tedavi edilmezse yaşamı tehdit edebiliyor.

      BRONŞİT VE BRONŞİOLİT

      Alt solunum yolu hastalıkları olan bronşit ve bronşiolit, ‘Akciğer ağacı’ denilen, solunum yolları dalcıklarının virüs ve bakteriler tarafından iltihaplanması ile oluşuyor. Akciğerlerin küçük hava yollarının hastalığına bronşiolit, büyük hava yollarının hastalığına bronşit deniliyor. Öksürük ve hışıltılı solunuma yol açarken, tedavi edilmezlerse zatürreye yol açabiliyorlar.

        NEZLE

        Nezleye (soğuk algınlığı) virüsler yol açıyor. Salgı, yakın temas ve solunumla bulaşırken, açık renkli burun akıntısı / tıkanıklığı, boğaz ve burunda kaşıntı hissi, hapşırık ve bazen öksürükle ateş olabiliyor. Soğuk algınlığı için herhangi bir aşı bulunmuyor.

          ORTA KULAK İLTİHABI (OTİT)

          Özellikle soğuk algınlığı, grip, farenjit gibi üst solunum yolu enfeksiyonları sırasında veya sonrasında bakteri ve virüsler, boğaz ile kulak arasında uzanan östaki kanalı vasıtası ile boğazdan orta kulağa geçerek burada enfeksiyona neden oluyor. Kulak ağrısı, ateş ve işitme azlığı ile kendini gösteriyor. Çocuğunuzu en kısa sürede hekime götürmeniz şart.

          SİNÜZİT

          Kafatasını oluşturan kemiklerin arasında sinüs denen boşlukların iç yüzeyini kaplayan dokunun enfeksiyonu sinüzit olarak adlandırılıyor. Sıklıkla üst solunum yolu enfeksiyonu sonrası geçmeyen koyu kıvamlı burun akıntısı/tıkanıklığı, sabaha karşı artan öksürük ve giderek artan baş-kas-eklem ağrıları, mide bulantısı, iştahsızlık gibi şikayetler olurken ateş de eşlik edebiliyor. Tam tedavi edilmezse kronikleşebiliyor.

          GASTROENTERİT (İSHAL VEYA DİYARE)

          Birçok bakteri ve virüs ishal tablosuna neden olabiliyor. Hastalık hafiften ağır dereceye kadar seyredebiliyor. Hafif seyredebildiği gibi, bazen inatçı kusma ve ateş de eklenerek, hastaneye yatış bile gerekebiliyor. Kış aylarında özellikle kusma, ishal ve ateş ile seyreden bağırsak enfeksiyonu olan rotavirüs çok sık görülüyor.

          HASTALIKLARA KARŞI ETKİLİ ÖNLEMLER
          • Dengeli ve sağlıklı beslenmek,
          • Uyku düzenine dikkat etmek, yeterince uyumak,
          • Özellikle su başta olmak üzere yeterli sıvı tüketmek, gazlı içeceklerden kaçınmak,
          • Meyve ve sebzenin yanında haftada iki kez balık yemek,
          • Demir, çinko, D vitamini gibi mineral ve vitamin seviyelerini kontrol ettirmek,
          • Ihlamur gibi bitki çayları, posası içine ilave edilmiş meyve suları, pekmez ve bal tüketmek,
          • Kış hastalıkları en çok solunum yolu ile bulaştığından öpmek yerine karşınızdakine başınızla selam vermek,
          • Kapalı ve kalabalık ortamlardan mümkün olduğunca kaçınmak,
          • Elleri sık sık yıkamak ve ağıza, buruna, gözlere sürmemek; çocuklara hijyen kurallarını öğretmek,
          • Mikroplar sıcakta kolayca ürediklerinden ortamı aşırı ısıtmamak,
          • Evi, sınıfları ve bulunulan ortamı düzenli havalandırmak,
          • Ortamda kullanılan klimaların düzenli bakım ve temizliğini yaptırmak,
          • Süt çocukluğu döneminde mutlaka bebeğinizi emzirmek ve bağışıklığını ‘doğal antibiyotik’ olan anne sütü ile güçlendirmek,
          • Ortamda kullanılan klimaların düzenli bakım ve temizliğini yaptırmak
          • Çok kalın veya inci giysiler giymemek, çocuklara da giydirmemek. Ortama uygun katlı kıyafetler giyip, sıcaklığa göre artırıp azaltmak,
          • Çocuğunuzu sigara dumanının bulunduğu ortama sokmamak,
          • İstirahat etmek vücut direncini artıracağından gerekirse okula göndermemek,
          • Doktorunuz gerekli görürse grip aşısını yaptırmak.

          Aşı Takvimi

          Aşı Takvimi

          İştahsızlık, yemek istememek, yemeği reddetme biz doktorların annelerden duyduğu en sık şikayetlerden biridir. Bu sorunlar özellikle 1-1.5 yaşından sonra daha belirgin olarak ortaya çıkar ve İştahsız çocuk tanısı konulur. Çocuklar bu yaşa geldiğinde artık kendilerinin dışındaki dünya daha çok ilgilerini çekmekte, oynamak, keşfetmek ve eğlenmek ön plana geçmektedir. Beslenmek ise onlar için ikinci planda kalmaktadır. Anneler ise o güne kadar rahatlıkla besledikleri bebeklerinin artık kendi kararlarıyla hareket etmek istemelerini bazen fark edememekte, çocuklarıyla aralarında yemek konusunda bir çatışma yaşanmaktadır. İştahsız çocuklar bu dönemde nasıl davranmalıyız?

          1. Asla çocuklarımızla inatlaşmamalıyız, çocuğun bu durumu bir silah olarak kullanmasına neden olmamalıyız.
          2. İştahsız çocuk için beslenme miktarı konusunda beklentimizi yüksek tutmamalıyız.
          3. Yemek yerken keyifli bir aile ortamı yaratılmalı, çocuğun kendi başına beslenmesine izin verilmelidir.
          4. Öğün süresi yarım saati geçmemeli, ana öğünler atlanmamalıdır.
          5. Çocuk ana öğününü yetersiz aldıysa arkasından hemen ara öğün verilerek telafi edilmemeli, ara öğün atlanmalıdır. Böylece çocuğun açlık hissini yaşamasına izin verilmeli ve bir sonraki ana öğünde daha istekli olması sağlanmalıdır.
          6. Gün içinde abur cubur, cips, kola, çikolata, bisküvi gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır. Bu tür yiyecekler çocuğunuzun damak zevkini değiştirerek, sofra gıdalarına olan istek ve iştahını azaltır.
          7. Yemek yerken televizyon seyredilmemeli, yemek oyun şeklinde sunulmamalıdır.
          8. Evdeki diğer bireylerin beslenme davranışları yemek seçme eğiliminde olan bireylerin olması çocukları etkilemektedir. Bu nedenle günlük konuşmalar içerisinde çocukları olumsuz etkileyecek sözlerden kaçınılmalıdır. Aksi takdirde çocuğunuz bu konuşmalardan etkilenerek benzer davranışlar içerisine girebilir.
          9. Çocuğunuzun üzeri, çevre kirlenecek kaygısıyla kendi başına kaşık veya çatal kullanarak yiyebileceği yemekleri yemesine engel olunmamalıdır.

          Çocukluk döneminde sağlıklı beslenme davranışı geliştiremeyen kişilerde ileriki dönemde de çeşitli beslenme sorunları yaşanabilmektedir.

          |

          Ailelerimizden mesajlar...

          Ezgi Aydın

          Dilek Hanım’ın teşhis ve tedavi protokolüne şüphesiz uygular, sonucunda kızım hızlı toparlanmış oluyor. Gerek görmediği yerde çocuğu yoracak tahlillerden uzak durur. Randevuları yoğun olsa dahi hastasını mağdur etmez asistanı bir şekilde boşluk yaratıp araya alırlar. Çocuklara hem bir anne hem bir doktor edasıyla yaklaşır. Kızım Duru’nun idolü Dilek doktoru iyi ki varsınız başımızdan eksik olmayın, sevgiler

          Nazlı Erkmen

          Kızım 10 günlükken tanıştık, şu anda 3 yaşında. Her konuda danışırım hep destek olur, doğru olana yönlendirir, bilgi ve tecrübelerine sonsuz güveniyorum, söylediği her cümleyi uyguladım, önerdiği en küçük konularda bile her zaman kızımdan olumlu sonuçlar aldım. Çok nadir rastlanan güvenilir bir doktordur. Hepsinden önce çok başarılı bir doktordur. Saygı duyulmalı. Teşekkür ederiz. Kızım büyüyene kadar peşinizdeyiz 🙂

          Kübra Uslu

          Bugün yenidoğan bebeğimi ve altı yaşındaki kızımı götürdüm. Bence harika ötesi bir doktor çok ilgili alakalı çok dikkatli en önemlisi bence işini çok severek yapıyor çok memnun kaldık.